MAIN-BOARD

KARAMAN

İç Anadolu Bölgesi - Karaman
İKLİM ve BİTKİ ÖRTÜSÜ Egemen olan iklim yapısı, genelde yazları sıcak ve kurak; kışları soğuk ve kar yağışlı olan karasal iklim yapısıdır. Yani, İç Anadolunun temel iklim yapısı, burada da görülmektedir. Ancak, ilin ve hakkında bilgiler.

Geri git   MAIN-BOARD > Genel Kültür > Köşe Bucak Türkiye > İç Anadolu Bölgesi > Karaman

kral oyun

Cevapla
kral oyun
11.05.2005 17:09 Yazan: melankol

İKLİM ve BİTKİ ÖRTÜSÜ

Egemen olan iklim yapısı, genelde yazları sıcak ve kurak; kışları soğuk ve kar yağışlı olan karasal iklim yapısıdır. Yani, İç Anadolunun temel iklim yapısı, burada da görülmektedir. Ancak, ilin batı ve güneyinde, Orta Toros Dağları'nın Göksu ve kolları tarafından derin bir şekilde yarıldığı vadi tabanlarında, yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen Akdeniz İklim özellikleri de görülür. Yağış genellikle kış ve ilkbahar aylarında, yağmur ve kar şeklindedir.



En yüksek sıcaklık 39
En düşük sıcaklık -26,8
Yağışlı gün sayısı (Ortalama) 71
Ortalama nisbi nem % 63
Bir günde yağan en yüksek yağış 89,8 mm.
Ortalama yıllık yağış miktarı 346,3 mm.


İlde görülen karasal iklim özelliklerinin sonucu, bitki örtüsü olarak da step (bozkır) türü bitki topluluğu görülmektedir. Bu nedenle, il topraklarının %34'ü, yani 320.772 hektarlık alan, çayırlık ve meradır.

İl topraklarının %21,2'si ormanlık alandır. 199.678 hektarlık bir alanı kaplayan ormanlarımızın, ne var ki, önemli bir bölümü baltalık ve maki örtüsü halindedir. Bunun nedeni, Karaman'ın ilk çağlardan beri yerleşime açık oluşu ve bu yüzden ormanların tahrip edilmiş olmasıdır. Tahrip edilen orman örtüsünün yerinde, çalılıklardan ve yabani zeytinden oluşan, Akdenize has maki bitki örtüsü görülmektedir.

Ormanlarımızı oluşturan ağaç türleri meşe, çam, ladin, sedir, katran ve ardıçtır. Ayrıca Toros Dağları arasında dar ve sulanabilen uzun vadi tabanlarında söğüt, kavak ve yabani meyva ağaçları da görülmektedir.

Karaman Valiliğince 1996 yılı içerisinde Hazine'ye ait toplam 9 milyon m'lik alan ağaçlandırılmak üzere çeşitli kamu ve özel sektöre ait kuruluşlara tahsis edilmiştir.Bu çerçevede ilk olarak İl Özel İdaresince 780.000 m'lik alanın ağaçlandırılması çalışmasına başlanmıştır.

 

nocopyandpaste

 

11.05.2005 17:44 Yazan: melankol

KARAMAN fotolar

KARAMAN fotolar
Ücretsiz Üyelik


Ücretsiz Üyelik

UYDUDAN

Ücretsiz Üyelik

KARAMAN KOYUNU İLE MEŞHURDUR.

Ücretsiz Üyelik
KARAMAN fotolar
11.05.2005 18:00 Yazan: melankol
Nicolas de Nicolay'ın 16.yy'a ait Karamanlı kadın tiplemesi
Ücretsiz Üyelik


Karamanlılar

Nicolas de Nicolay'ın 16.yy'a ait Karamanlı kadın tiplemesi
Karamanlılar, atasözlerimize kadar yerleşmiş, fakat asıl nitelikleri hakkında çoğunlukla pek az şey bilinen bir topluluktur. Türkçe konuşurlar, bu yüzden Türkofon sayılırlar. Dinsel olarak ise Ortodoks Hıristiyan Rum olarak toplumsal katmanlar arasında yer tutarlar. Anadolu'da yüzlerce yıldır var oldukları bilinmektedir; komşularıyla çoğunlukla barış içinde yaşamışlardır. Tarih kitaplarında ise, özellikle Selçuklu devrinden sonra, Beylikler ve Fetret dönemlerinde kendilerinden yüzeysel bir şekilde bahsedilir.

Karamanlı deyimi dar anlamıyla Karaman yöresinde yaşamış olanları kapsar. Bugün Karaman ilinin bulunduğu bölge merkez olmak üzere, Niğde, Konya, Maraş çevresindeki bozkırlara yerleşik oldukları bilinmektedir. Karamanlılar 1924'te Lozan Antlaşması çerçevesinde gerçekleştirilen mübadele sonucu Yunanistan'a göç etmişlerdir.

Karamanlıların dilleri Osmanlıca, Antik Yunanca ve Rumcanın bir karışımıydı. Yazıda ise Grek alfabesini kullanırlardı. Halen anılan bölgedeki tarihi mezar taşlarında, Grekçe yazılmış, ama Türkçe okunan deyim ve dizelere rastlamak mümkündür.

Karamanlılar yaşadıkları çevrede bir kültür dili de yaratmış olan topluluklardandır. 15 ila 18. yüzyıllar arasında yazılan Karamanlıca elyazması eserler ve 1718'den sonra basılan Karamanlıca kitapların neredeyse tümü, diğer dinsel kültürlerde de raslandığı gibi, Ortodoks din kitaplarıdır. 19. yüzyılda basılan ve sayısı beş yüzü aşan Karamanlıca kitapların arasında ise dini eserlerin yanı sıra, tarih, roman ve hikaye kitapları da yer alır.

İstanbul'un fethinden sonra şehrin insan gücünü artırmak amacıyla uygulanan zorunlu iskan sonucu İstanbul'a getirilen Karamanlılar, öncelikle Yedikule'ye yerleştirildiler. 1551 'de İstanbul'a gelen gezgin Nicolas de Nicolay, Karamanlıların Yedikule yakınlarında büyük bir mahallede oturduklarını, geçimlerini ticaret ve zanaatla sağladıklarını, özellikle kuyumculuk ve işlemecilikte çok yetenekli olduklarını belirtir. Dükkanlarının Kapalıçarşı yakınında olduğu anlaşılmaktadır. Nicolay'a göre Karamanlı kadınlar diğer Rum kadınları gibi, hamama gitme ve kilise ziyareti dışında, sokağa nadiren çıkarlar. Evlerinde nakış işlemekte ustadırlar. Bu işlemeleri Kapalıçarşı'da ve pazarlarda satılır. Dar gelirli Karamanlı kadınlar geçimlerini sokaklarda yumurta, piliç, peynir ve sebze satarak kazanırlar.

Karamanlılar, aynı dinden oldukları için Rum-Ortodoks patriğine tabidirler. Eremya Çelebi Kömürciyan da 17. yüzyılda Karamanlıların Yedikule'de suriçinde oturduklarını belirtir. ''Bunlar Rum oldukları halde Rumca bilmezler ve Türkçe konuşurlar'' diye yazar.

Süreç içinde Karamanlılar Yedikule'den Fener, Cibali, Tahtakale, Kumkapı semtlerine ve Rumların yaşadığı diğer mahallelere dağılıp yerleştiler. Karamanlıların büyük çoğunluğu İstanbul'da ticaretle uğraşırlardı. Niğde'nin Kurdonos Köyü'nden gelenler sabun tüccarı, Aravan'dan gelenler kuruyemişçi, Uluağaç'tan gelenler kabzımal, Niğde'den gelenler zahireci ve peynirci, Fertek'ten gelenler beratlı şarapçı idiler; Ürgüp'ün Sinasos Köyü'nden gelenler havyar ve tuzlu balık ticareti, Kayserililer pastırma ve sucuk ticaretiyle uğraşırlardı.

Dükkanları Eminönü'nde ve Galata'daydı. İstanbul'daki Karamanlılar, Tanzimat'tan sonra kurdukları yardımsever dernekler kanalıyla köylerinin kalkınması için kayda değer çabalar harcamışlardır.
11.05.2005 18:11 Yazan: melankol
AKTEKKE CAMI DIŞ GORUNUM

Ücretsiz Üyelik

[SIZE=3][B]AKTEKKE CAMİİ HZ.MEVLANANIN KONYAYA GİTMEDEN ONCE BIRZAMANLARKI DERGAHI VE BURDAKI YATIRLARDA HAZRETIN ANNESI ABISI AKRABALARI VE TALEBELERIDIR..ALLAH RAHMAET EYLESIN
Ücretsiz Üyelik

BUDA BIR MANZARA

Ücretsiz Üyelik
03.12.2005 05:00 Yazan: Sadık-70
abi senden başka ilgilenen olmamış galiba bizim memleketle
neyse arada bi ben tazelemeye çalışıyımbu bölümü
Ücretsiz Üyelik

Ücretsiz Üyelik
14.12.2005 14:49 Yazan: memolı

TARİHİ CAMİİLER

TARİHİ CAMİİLERYUNUS EMRE CAMİİ:
Karamanoğlu devri eserlerindendir. Merkez, kirişçi mahallesindedir. Kesme taştan yapılmış , merkezi kubbeli bir yapıdır. Caminin son cemaat yerinde dört paye üzerine ortada oval, yanlarda yuvarlak kubbeler yer alır. Cami içerisine ünlü Türk düşünürü, Mutasavvıf Yunus Emrenin kabri yer almaktadır. Cami ismini de YUNUS EMREden almaktadır.


Ücretsiz Üyelik


İMARET CAMİİ:
Merkez İmaret Mahallesinde, Karamanoğlu 2. İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır. İmaret (Aşevi) olarak, kesme taştan merkezi kubbeli, iki katlı yüksek minareli olarak, içinde odalar bulunan bir camidir. Mescit, tophane, şifa yurdu, medrese ve aşevinden meydana gelen bir külliye halinde 1433 yılında yapılmıştır. Caminin bitişiğinde batısında İbrahim Beyin mezarı (türbesi) kuzeyinde çeşmesi yer alır. İmarete ait ahşap iki kapı kanadı, Karaman Ahşap Sanatının tüm özelliklerini yansıtır. Her iki kapıda nezih bir yazı ile Kapı açıktır giriniz, malı mübahtır yiyiniz ibaresi yazılıdır. Bu kapılar İstanbul Türk ve İslâm eserleri müzesince korunmaktadır.


Ücretsiz Üyelik


SAADETTİN ALİ BEY MESCİDİ:
Karaman merkezde, Selçuklu devrine ait eserlerdendir. Hastane caddesi üzerinde Hatuniye Medresesinin batısındadır. Mescit kitabesini koruyarak günümüze kadar gelmiştir. Mescit 1247 yılında Selçuklu Sultanı 2. Keykavusun hükümdarlığı zamanında Ebu Bekir oğlu Saadettin Ali tarafından yaptırılmıştır.


Ücretsiz Üyelik


AĞA CAMİİ:
Karamanoğlu devrine aittir. Karaman merkezde Topucak Mah. Dahhak sokakta yer alan yüksek minareli dört sütunlu enine iki sahınlı plan arz eden bir yapıdadır. Bahçesinde antik sütunlardan faydalanarak yapılan şadırvan vardır.
Caminin kesme taştan yapılmış minaresi görkemli ve dikkat çekicidir.

ARABOĞLU CAMİİ:
Karamanoğlu devrinin en görkemli camilerindendir. Merkezde Topucak Mahallesinde, Cumhuriyet ilköğretim okulu karşısındadır. Camii 1374-1420 yılları arasında yapılmıştır. Kare payeler üzerine düz çatı ile örtülü, enine kufe tip plan arzeden kısa minarelidir. Çatıda biriken suların akması için yapılan olukta bitkisel süs, bir ejder başı ile birleştirilmiştir.


Ücretsiz Üyelik


PİR AHMET CAMİİ:
İç kale altında, Hisar Mahallesinde yer alan Karamanoğlu eserlerindendir. Duvarları kesme taştan yapılmış olup günümüz de yeniden restore edilmiştir.

DİKBASAN (FASiH) CAMİİ:
Karaman Merkez Gazi Dükkan mahallesinde , kesme taştan 4 sahınlı kufe tip plan üzerine yapılmış Karamanın en büyük camisidir.

ÇELEBİ CAMİİ:
Gazidükkan Mahallesinde yer alan, kesme taştan, tek kubbeli olarak yapılmış şirin bir Karamanoğlu eseri camidir.

HACI BEYLER CAMİİ:
Aktekke caminin karşısında yer alır. Kufe taştan yapılmış , çatısı kiremitlidir. 1356 yılında inşa edilmiştir. Bir süre İl kütüphanesi olarak kullanılan cami 1989 yılından bu yana tekrar cami olarak açılmıştır.


Ücretsiz Üyelik


KARABAŞ VELİ KÜLLİYESİ-SİYAHSER CAMİİ:
Merkez İlçede Siyahser Mahallesinde yer alan kesme taştan yapılmış camii, tekke ve türbeden oluşan 2 bölümlü bir yapıdır. Giriş kapısının üzerinde Osmanlı padişahı 2. Abdülhamide ait bir tuğra vardır. Büyük kubbelidir. 12 kenarlı şadırvan, camii avlusundadır.


Ücretsiz Üyelik


ŞEYH ALİ SULTAN CAMİİ:
Merkez, Çeltek Mahallesinde (Gazalpa) yer alan, kesme taştan , kare plan üzerine merkezi tek kubbeli bir camidir. Yapının kuzeyinde 50 odası olan bir medrese yer alıyordu, ancak günümüzde bu yapıdan eser kalmamıştır.
Camii avlusunda, Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında Anadoluda yaşayan , büyük evliyalardan, Resullullah (S.A.V) torunlarından ,Semerkant , Buhara ve Taşkent gibi ilim merkezlerinde ilim tahsil etmiş ve 1450 yılında Karamanda vefat etmiş olan Seyyid Ali Sultan-Es Semerkandinin mezarı bulunmaktadır. Halk arasında cami Şıh (Şeyh) Ali Sultan Cami olarak da anılır.

NUH PAŞA CAMİİ:
Osmanlı devri eserlerindendir. Merkez Koçakdede Mahallesinde yer alan kesme taştan yapılmış son cemaat yerinde üç kubbesi bulunan, merkezi büyük kubbeli bir camidir.


Ücretsiz Üyelik


KADİRHANE CAMİİ:
Karaman merkez kirişçi mahallesindedir. 1378 yılında yapılmış, 1962 yılında yenilenmiştir. Minaresi tahtadan olup, caminin içinde minberin sağında Abdulkadir Geylaninin sancaktarı, Açıkbaş Veli, Bağdatlı Şeyh Ali Baba, Şeyh Hanefi Baba ve Şeyh Bekirin mezarları vardır.

YOLLARBAŞI ULU(Büyük) CAMİİ:
Karaman , Yollarbaşı kasabasında yer alan, kesme taştan yapılmış, catısı kiremitle kaplı Karamanoğlu devri camilerindendir. Giriş kapısı ve içi Karamanoğlu süsleme sanatının örneklerini taşımaktadır.


Ücretsiz Üyelik


KAZIMKARABEKİR BÜYÜK CAMİİ:
Kazımkarabekir ilçemizdedir. Selçuklu devri eserlerinden olup, yapı tarzı ve süslemeleriyle Selçuklu sanatının karakteristik özelliklerini taşır.


Ücretsiz Üyelik


EMİNETTİN CAMİİ:
Osmanlı devri eserlerindedir. Kazımkarabekir ilçemizdedir. Yapıldığı tarih kesin olarak bilinmemekle beraber Yavuz Sultan Selimin Mısır seferine giderken bu camiye yardım edilmesini istemiş ve İstanbula dönüşünde bu camiye 2 altın şamdan ile 3 İran halısı vermiştir. Eminettin camiine ait kıymetli eşyalar 1960 yılında Konya Mevlana Müzesine aktarılmıştır.

ULU CAMİİ:
Ermenek İlçemizde, Karamanoğlu devrinde 1302 yılında yaptırılmış bir camidir. 6 kemer üzerine oturtulmuştur.

SİPAŞ CAMİİ:
Ermenektedir. Minarenin mimarı değeri büyüktür, kapı oymaları çok zengindir. Karamanoğlu devri eserlerindendir.

AKÇA CAMİİ:
Karamanoğullarının en eski eserlerindendir. Ermenek ilçemizdedir. 1300 yılında yapılmıştır. Üç kitabesi mevcuttur. Kapıları Karamanoğlu devrinin işleme sanatının inceliklerini yansıtmaktadır.

LAMOS CAMİİ:
Karamanoğullarından Halil Beyoğlu, Musa Bey tarafından yaptırılmıştır. Ermenek ilçemizdedir.

KARAMANOĞULLARI İMARET CAMİİ:
Ermenek ilçemizin Balkusan (Bağbelen) köyündedir, Nuresofioğlu Karaman Bey namına yaptırıldığı kitabesinde yazılıdır. İçerisinde 5 mezar vardır. Sağdan ilk mezarının Karaman Beye ikincisi Mehmet Beye aittir.

FİSANDUN CAMİİ:
Karamanın Fisandun (Dereköy) köyündedir. Cami XI.yy.da kesme taştan kilise olarak yapılmıştır. Karaman Beylerbeyi olan Sinan Paşa tarafından camiye çevrilmiştir. Sol tarafına sonradan minare yapılmıştır.


Ücretsiz Üyelik


HOCA MAHMUT CAMİİ (Darülhıffazi):
Merkez ilçede, 1451 yılında Karamanoğlu devrinde yaptırılmış, Hoca Mahmut Mahallesinde yer alan tek katlı kiremit çatılı bir camidir.

TAŞKALE CAMİİ (TAŞ MESCİD):
Taşkale kasabasında kayalara oyulan buğday ambarları içinde, yine kayalar oyulmak suretiyle yapılan otantik özellikli Türkiyede eşi olmayan bir tarihi camidir. Bugün dahi ibadete açıktır.

MEYDAN CAMİİ:
Ermenek ilçemizde, Karamanoğulları devrine ait bir camidir. Kesme taştan yapılmıştır. Minare caminin yan tarafında olup aradan yol geçmektedir.

ABDÜRREZAK CAMİİ:
Karamanın Gazalpaşa semtindedir. Camii yenilenmiştir. Salonda ahşap bir minaresi vardır. İlk yapanı Abdürrezakın adını taşımaktadır.

AKÇAŞEHİR CAMİİ:
Karaman merkez ilçeye bağlı Akçaşehir kasabasındadır. Camii kesme taştan yapılmıştır. Üstü toprak dam örtülüdür. 20x20 metrekarelik bir plana göre yapılmıştır. Son cemaat yeri yıkılmış. Halkın katkısıyla yenilenmiştir. Çinili mihrabı ünlüdür.


Ücretsiz Üyelik


ATTARİYE CAMİİ:
Karaman merkezde, Gazipaşa caddesindedir. Camii hicri 1232, miladi 1816 yılında Hacı İsmail Efendi tarafından yenilenmek suretiyle yapılmıştır.

DAVGANDOS CAMİİ:
Karamanın Devgandos (Çiğdemli) köyündedir. Karamanoğlu devri eseridir. Tamamen kesme taştan yapılmıştır. Kubbesi de kesme taştandır. İnşaat sırasında ustası düşüp öldüğünden minaresi sonradan 75 basamaklı ve tuğladan yapılmıştır. Caminin kıble tarafında taş sandukalı kabir, caminin ustasına aittir.

GÖKÇE KÖYÜ CAMİİ:
Karamana bağlı Gökçe köyündedir. 9.80x9.80 ebadındadır. Kesme taşla yapılmıştır. 1587 yılında yapılmıştır.

KİLİSE CAMİİ (İbrala):
Karamanın ibrala kasabasındadır. Kesme taştan yapılmıştır. Kilise olarak yapılıp, sonradan camiye çevrildiğinden bu adla anılmaktadır.

YENİ MİNARE CAMİİ:
Karaman merkezdedir. 1522 yılında cambazzade Kadı Abdurrahman Efendi tarafından kesme taştan yapılmış, tek kubbelidir. Minaresi yıkılıp, yeniden yapıldığı için yeni minare adını almıştır. Osmanlı devrinde yapılmış olup, mihrabı ve minberi oymalarla süslüdür.


Ücretsiz Üyelik
TARİHİ CAMİİLER
14.12.2005 15:03 Yazan: memolı

KARAMAN MÜZESİ

KARAMAN MÜZESİMÜZE
Karaman'da müzecilik faaliyetleri 1961 yılında başlamış, değişik binalarda hizmet veren Müze için bina yapımına 1970 yılında başlanmış ve çalışmaların 1980 yılında bitirilmesiyle müze ziyarete açılmıştır.
Müze binası iki katlı olup her iki katta yaklaşık 550'şer m2 kullanım alanı bulunmaktadır. Aynı zamanda giriş katı olan üst katta müzenin arkeolojik ve etnoğrafik sergi salonları, idari kısım ve geçici sergilerde kullanılan ve halkın kullanımına da açık olan Müze Galerisi bulunmaktadır. Alt katta ise geçici sergilerde de kullanılan 2. etnoğrafik sergi salonu, depolar, laboratuvar, fotoğrafhane, kütüphane v.b. bölümler bulunmaktadır.

Epi paleolitik devirden günümüze kadar zengin eser koleksiyonuna sahip müzenin sabit sergisi arkeolojik ve etnoğrafik nitelikte olmak üzere iki salondan oluşmaktadır. Bu iki salonda toplam 35 adet vitrinde arkeolojik ve etnoğrafik eserler kronolojik olarak sergilenmektedir. Arkeolojik salonda Neolitik Devirden Geç Bizans Devrine kadar bir çok uygarlığa ait eserler, etnoğrafik salonda ise Selçuklu, Anadolu Beylikleri, Osmanlı ve Cumhuriyet Devirlerine ait eserler bulunmaktadır. Ayrıca müze çevresindeki yaklaşık 2500 m2 yeşil alan üzerinde çoğu Roma Devrine ait mezar stelleri olmak üzere, Bizans ve Türk-islâm Devirlerine ait taş eserler sergilenmektedir.

Ücretsiz Üyelik

Ücretsiz Üyelik

Arkeolojik Sergi Salonu Etnoğrafik Sergi Salonu


Ücretsiz Üyelik

Altkat Sergi Salonu


Ücretsiz Üyelik

Müzenin Genel Görünümü


İlk olarak 1961 yılında Turizm Derneğinde açılan Karaman Müzesi, daha sonra sırasıyla; Hacıbeyler Camii, Helvacılar sokağında bir binada, İbrahim Bey İmaretinde ve Nefise Sultan Mah. Konya yolu üzerinde bir binada hizmet vermiştir. Karaman ve çevresindeki tarihi buluntuların sergilendiği müze, 1980 yılında şimdiki binasına taşınmıştır.-(Terbiyeden-Yoksunum)- Şehrin merkezinde, Hatuniye medresesinin arkasındadır. Müze iki katlıdır. Üst katta arkeolojik, etnoğrafik eserler sergilenmekte ve kültürel faaliyetler için galeriler bulunmaktadır. Alt kat ise Tarihi Karaman evi olarak tanzim edilmiştir. Ayrıca fotoğrafhane ve eser depoları bulunmaktadır. Müzenin bahçesinde taş eserler sergilenmektedir. Bu eserlerin büyük çoğunluğu Roma devrine aittir. KARAMAN MÜZESİ
14.12.2005 15:47 Yazan: memolı

KAZIM KARABEKİR PAŞA

KAZIM KARABEKİR PAŞA
Ücretsiz Üyelik
İstiklal Savaşımızın önde gelen kahramanlarındandır. İlk adı Musa Kazım olan Kazımkarabekir Paşa'nın babası, Karaman'a bağlı Kazımkarabekir ilçesi eşrafından, Mehmet Emin Paşa'dır. Babası İstanbul'da jandarma subayı iken, Kazımkarabekir 1882 yılında, burada doğdu. Fatih Askeri Rüştiyesi'nde ve Kuleli İdadisi'nde okudu. 1902'de Harbiye'den, 1905 'te Harp Akademisinden birincilikle mezun oldu. Bu tarihten itibaren, kurmay yüzbaşı olarak orduya katıldı. 31 Mart Vakasını bastıran Hareket Ordusu'nda ve Arnavutluk isyanını bastıran kolorduda görev aldı. İmparatorluğun değişik bölgelerinde görev yaptıktan sonra Çanakkale Muharebelerine katıldı. Buradaki başarılarından dolayı albaylığa yükseldi. Irak Cephesinde görevlendirilen Kazımkarabekir, burada İngilizlerle savaştıktan sonra 1917 yılında II. Kolordu Komutanı, 1918 yılında da I. Kafkas Kolordusu Komutanı oldu. Kolordusu ile 1918 Şubatında Erzincan ve Erzurum'u, Rus askerleriyle takviye edilmiş, Ermeni ordusundan kurtardı. Sarıkamış'taki kolordumuzla birlikle, Kars ve Gümrü'yü aldı. Bu hizmetlerine karşılık, 1918 Temmuz'unda Mirlivalığa yükseldi. Kazımkarabekir, Ermeni ordusunu dağıttıktan sonra, İran Azerbaycanı'nı aldı ve burada İngilizleri yenilgiye uğrattı. Mütareke yapılıncaya kadar, İran Azerbaycanı ve bir kısım Ermenistan topraklarını hakimiyetinde tuttu.

Mondros Mütarekesi imzalanınca, İsanbul' a çağırılan Kazımkarabekir Paşa, İstanbul'da görev almanın, vatanın ve milletin yok edilmesine seyirci kalmak olduğunu anladı ve Atatürk'le anlaşarak Doğu'da görev istedi. 1919'da Erzurum'daki Şark Cephesi Komutanlığına atandı.

İstiklal Savaşı'nı başlatmak üzere Anadolu'ya gelebn Atatürk'e en büyük destek, Kazımkarabekir Paşa'dan geldi. "Bütün kolordumla emrinizdeyim. Bütün emirleriniz, yine eskisi gibi, harfiyyen ve derhal yerine getirilecektir." diyerek eşi az bulunur bir vatanseverlik örneği sergiledi.

Kazımkarubekir, TBMM tarafından kendisine verilen bazı yerlerin kurtarılması görevini başarıyla yerine getirdi. Ermeni ordusunu bozguna uğratarak Kars, Ardahan ve Artvin'i, vatan topraklarına yeniden kattı. Gümrüi ve Kars Anlaşmaları, O'nun başkanlığında imzalandı. Bu başarılarından sonra "Şark Fatihi" olarak anılmaya başlandı.


Ücretsiz Üyelik
Kazımkarabekir, Kurtuluş Savaşımızın her kademesinde görev aldı. Her görevi üstün bir başarıyla yerine getirdi, Atatürk'le her zaman yan yana ve O'nunla birlikte olmuştu.

Kurtuluş Savaşı'nın bitmesinden sonra, 1924 yılında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurdu ve başkan seçildi. Bir süre sonra. Atatürk'e İzmir'de suikast düzenleyenler arasına adı karıştırıldı. İstiklal Malikemesi'nde yargılanan Kazımkarabekir, elbette ki suçsuz bulundu. Ancak, örnrü boyunca, hemen her cephede Türk Milleti için savaşmış, büyük başarılar kazanmış, emrindeki askeri birliklerle hiç tereddüt etmeden Atatürk'ün emrine girmiş; İstanbul Hükümeti rarlarını dinlelemiş bir kahramanın adının, böyle bir talihsiz olaya karıştırılması bağışlanmaz bir hata olmuştur

Nitekim bu duruma çok üzülen Kazımkarabekir siyasetten çekilmiştir. 1938 yılında İstanbul Milletvekili seçilmiş, 1946 yılında Meclis Başkanlığına getirilmiştir. 26 Ocak 1948'de Ankara'da vefat etmiştir.

Kazımkarabekir çok sayıda eser meydana getirmiştir. Eski yazıyla basılmış olan eserleri onaltıdır. Yeni yazıyla basılan eserleri ise; İtalyan-Habeş (1935), İngiltere İlalya ve Habeş Harbi (1935), Cihan Harbine Neden Girdik, Nasıl Girdik Nasıl İdare Ettik (1937), Ülkümüz Kuvvetli Bir Türkiyedir (1947), İstiklal Harbimiz (1959), Çocuk Davamız (1965), istiklal Harbimizde Enver Paşa ve İttihat ve Terakki Erkanı (1967). ittihat ve Terakki Cemiyeti (1896-1909), Neden Kuruldu, Nasıl Kuruldu, Nasıl İdare Olundu (1982)'dur. Ayrıca basılmamış 34 eseri bulunmaktadır. KAZIM KARABEKİR PAŞA
15.12.2005 12:08 Yazan: Sadık-70
vay uyanık vay
aferim sana takip edeceğim ama seni
yunus emrenin şiirlerinide yaz bulamazsan
gelip sorarsın artık

MAIN-BOARD Bir Eğlence Ve Bilgi Paylaşım Platformudur.

Tüm Hakları Saklıdır Main-Board.Net Copyright ©2004 - 2010 Site içeriği ve grafiklerimiz izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.


Powered by vBulletin Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.2 ©2009, Crawlability, Inc.





Contact Us

Forumumuza kayıtlı Kullanıcı olmadığınız algılandı. Forumun tüm özelliklerini kullanabilmek için buraya tıklayarak ücretsiz üye olabilirsiniz...